TMMOB’YE BAĞLI ODALARIN SEÇİM SÜREÇLERİNDE MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCISI VE TEKNİK ELEMAN ÖRGÜTLENMESİ

Mustafa ARAL

Mühendis, mimar, şehir plancısı ve teknik elemanların (yazının bundan sonraki bölümünde kısaca teknik eleman tanımı kullanılacaktır) kendi örgütlenmelerini yaratmaları ülkemizde tartışma konusu olageldi. Burada iki önemli sorun ortaya çıkıyor:

Birincisi; teknik elemanlar, aslında ücretli emekçiler olarak sınıfsal anlamda işçi sınıfının içinde yer alsalar da, fabrikalarda kol işçilerinden farklı olarak bürolarda çalışıyor olmaları ve iş yeri hiyerarşisinde işçilerin üzerinde yer alıyormuş gibi gözükmeleri nedeniyle düşünsel olarak işçi sınıfından ayrılıyorlar.

İkincisi ise; bu konumları nedeniyle işçi sendikaları teknik elemanları kapsamıyor ve çoğu işyerinde sendika üyesi olsalar da, toplu sözleşmelerde teknik elemanlar kapsam dışı personel olarak toplu sözleşmelere dahil edilmiyorlar.

Bu iki durum, teknik elemanların bir örgütlenme içine girememelerinin başlıca nedenlerini oluşturuyor.

Ülkemizde bu boşluğu Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) dolduruyormuş gibi görünse de, TMMOB gerçek anlamda teknik elemanların bir ekonomik demokratik mücadele örgütü olmanın çok uzağında kalıyor. Ayrıca TMMOB’ye üyelik için bir lisans diplomasına sahip olunmasının zorunluluğu, nesnel olarak teknik eleman örgütlenmesinin önünde bir engel oluşturuyor.

Teknik Elemanların Örgütlenme Tarihine Kısa bir Bakış

İngiltere:

Sanayi kapitalizminin ilk geliştiği ülke olmasının doğal bir sonucu olarak, ilk teknik eleman örgütlenmeleri de Birleşik Krallık’da başladı.

1780 yılında teknikerler tarafından Bolton, Blackburn and Chorley’de kurulan sendikaların ardından (ki işverenler bu sendikalara değirmencilerin (su gücüyle çalışan tekstil makinalarını kullananlar) ve mühendislerin katılımının yasa dışı ilan edilmesini sağladı) ilk mühendislik dernekleri 1820’den itibaren sanayi alanlarında gelişmeye başladı. 1824’de Buhar Makinası Yapımcıları Cemiyeti, 1826’da Teknikerler Dostluk Cemiyeti ve nihayet 1833’de ise Mühendisler Dostluk Cemiyeti (Friendly Society of Engineers) kuruldu.

1851 yılında ise bu ve benzeri derneklerin birleşmesiyle Birleşmiş Mühendisler Cemiyeti (Amalgamated Society of Engineers – ASE) kuruldu. Bu dernek aynı zamanda teknikerleri de bünyesinde barındıran 10 bin 841 üyeli bir birliğe dönüştü. Genel sekreterliğine William Allan’ın seçildiği bu örgütlenme 1861 yılında 186 branşta 33 bin üyeli bir sendikaya dönüştü.

1880’lerden itibaren ASE militanlaştı. Tom Mann, John Burns, and George Barnes gibi isimlerin öncülüğünde 13 Kasım 1887’de (bazı kaynaklarda 13 Şubat 1887) ASE, Sosyal Demokrat Federasyon (Social Democratic Federation – SDF)  ve İrlanda Ulusal Ligi (Irish National League) tarafından Trafalgar Meydanı’nda yapılan bir gösteriye katıldı ve polisin saldırısıyla kanlı bir çatışmaya dönüşen ve tarihe Kanlı Pazar olarak geçen olayın ardından John Burns tutuklandı.

Düzenlenen gösterinin amacının İrlanda’ya uygulanan baskıyı ve işsizliği protesto ile ifade özgürlüğü olması, mühendislerin o dönemde sınıf bilincine sahip olduklarını ve İngiltere’de toplumsal mücadelenin içinde yer aldığını göstermektedir. 13 Kasım gösterisi, yaz boyunca işsizler ve destek veren Londralılar tarafından işgal edilen Trafalgar Meydanı’nda ve bu sürecin sonunda düzenlendi.

1897’de, işçi sendikaları tarafından düzenlenen sekiz saatlik iş günü talebiyle ülke çapındaki greve ASE de katıldı. 1898’e kadar süren grev ne yazık ki başarısızlıkla sona erdi. Ancak İşverenler Federasyonu, ASE ise çalışma koşullarını ve ücretleri görüşmeyi kabul etti. Bu, teknik elemanlar açısından grevin en önemli kazanımı oluşturdu.

Avustralya:

ASE benzeri bir örgütlenme Avustralya’da da oluşturuldu.  Birleşmiş Mühendisler Sendikası (Amalgamated Engineering Union – AEU, 1851 yılında İngiltere’deki lokavtın ardından Avustralya’ya göç eden 27 kişi tarafından 1852’de kuruldu. İngiltere’deki ASE’nin bir şubesi gibi kurulan sendikayı, Kanada, Güney Afrika, Yeni Zelanda ve ABD’de kurulan sendikalar izledi.

1973 yılına kadar varlığını sürdüren sendika, mühendislerin dışında bünyesinde metal işkolunda çalışan diğer teknikerleri de topladı.

ASE tarafından yönetildiğini düşündükleri AEU’dan ayrılan bir grup mühendis 1890’da Avustralyalı Mühendisler Cemiyetini (Australian Engineering Society) kurdu ve AEU’ya amansız bir rakip oldu.

AEU Avustralya federalizmindeki güç dengelerinin değişiminde önemli rol oynadı.

İrlanda:

Kökeni 1920’lere dayanan İrlanda Teknik Mühendislik ve Elektrik Sendikası (Technical Engineering and Electrical Union – TEEU) İrlanda’nın en büyük mühendislik sendikası olduğu gibi, İrlanda’daki tüm sendikalar içinde ikinci en büyük sendika haline geldi. Bu sendikanın kurulmasında ulusal boyut da rol oynadı. 1992’de kurulan sendika, İrlanda’da İngiliz sendikalarından bağımsız olarak İrlanda işçilerinin otonom bir sendikaya ihtiyacı olduğu düşüncesinden hareketle kuruldu.

Elektrik müteahhitlerinin, teknisyen ve mühendislerin ücretlerini düşürmeye çalışması üzerine, TEEU 7 Mayıs 2014 tarihinde The Department of Education & Skills and Grangegorman Development Agency (bir kamu kuruluşu) inşaat sahasında blokaj başlattı ve sonucunda taleplerinin, müteahhitler tarafından dikkate alınmasını sağladı. Bunun ardından bu kuruluşun iş yasalarına ve anlaşmalara uymaması üzerine 26 Şubat 2014 tarihinde TEEU stratejik grev başlattı.

Ülkemizde Teknik Eleman Örgütlenmesi

Osmanlı Dönemi

Bu yazının amacı, ülkemizde teknik eleman örgütlenmesi konusunda bir tarih çalışması yapmak olmamakla birlikte birkaç not düşmek gerekli görüldü. Ülkemizde, Osmanlı İmparatorluğu döneminden başlayarak birçok teknik eleman derneği veya cemiyeti kuruldu. Bunlardan ilki, Avrupa‘da ve ABD‘de 19. yüzyılın ortalarında başlayan mühendis ve mimar örgütlenmelerine paralel olarak II. Meşrutiyet döneminde, 1908 yılında İstanbul‘da çok sayıda bulunan sivil örgütlenmelerden birisi olarak kurulan Osmanlı Mühendis ve Mimar Cemiyeti’dir. Bunu izleyen dönemde birçok cemiyet veya dernek kuruldu[*]. Fakat bu örgütlenmeler bir hak arama örgütlenmeleri olmaktan çok, mesleki alanı düzenlemeye yönelik örgütlenmeler oldular.

TMMOB’nin Kuruluşu

TMMOB ise, 27 Ocak 1954 tarihinde çıkartılan 6235 sayılı yasaya dayanılarak bir meslek örgütü olarak kuruldu. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden başlayarak, mühendis ve mimarlar (MM) dernekler, cemiyetler şeklinde değişik örgütlenmeler yaratmış olsalar da TMMOB, bu örgütlenmelerin devamı olarak kurulmadı.

TMMOB, MM’lerin örgütlenme gereksiniminden ortaya çıkan bir örgüt olmayıp, devletin bu alanı düzenlemeye yönelik bir politikası sonucu oluşturuldu.

1950’li yılların başında ABD desteği ile hükümet olan Demokrat Parti‘nin programında, rejimin yeniden yapılandırılması yer almaktaydı ve bu program çerçevesinde ABD örnek alınarak, toplumsal yapılanmanın yeni unsurları oluşturuldu. Bu yapılanmada cemiyetler de önemli bir yer tuttu ve özellikle mesleki toplulukların yarı resmi cemiyetlerle kontrol edilmesi planlandı.

Özetle, yapılmak istenen, değişik toplulukları kendi içlerinde cemiyetleştirmek ve yasal sınırları devlet tarafından çizilmiş bir ortamda kendi denetimlerini kendilerine yaptırmak, devleti de bu organizasyonları denetler bir konumda tutmaktı.

Bu kapsamda 1954 yılında kurulan TMMOB’nin dışında, 1950 yılında çıkartılan 5590 sayılı kanunla Ticaret ve Sanayi Odalarının kurulmuş olmasının ardından, 6343 sayılı yasa ile Türk Veteriner Hekimleri Birliğinin, 6023 sayılı yasayla 1953 yılında Türk Tabipler Birliğinin, 6643 sayılı yasa ile 1956 yılında Türk Eczacılar Birliği’nin peş peşe çıkartılan yasalarla kurulmuş olması toplumu cemiyetler halinde yönetme projesinin adımları oldu.

Fakat bu yukarıdan aşağıya doğru yarı resmi bir yapı olarak oluşturulan TMMOB, mühendislerin birlikte hareket etmesini sağlayamadı. Çünkü TMMOB’ye yüklenen rol, sistemin bir parçası olmak idi ve mevcut yapı mesleki dayanışmadan çok, dar anlamda meslek şovenizmini körükledi. Çok geçmeden bazı odalar TMMOB’ye ödemeleri gereken ödentileri ödememeye başladılar ve bunun karşılığı olarak ise bu odaların delegeleri TMMOB genel kurullarına alınmadılar.

1960 Sonrası TMMOB Örgütlemesi

1960’lı yıllara gelindiğinde, TMMOB parçalanma sürecine girdi. Meslek şovenizmi ve dar mesleki çıkarcılık anlayışı sonucu TMMOB genel kurullarında TMMOB’nin lağvedilmesi konusu görüşülmeye başlandı.

1960’lı yılların ikinci yarısı Türkiye’de toplumsal muhalefetin ve mücadelenin yükseldiği yıllar oldu. Yürütülen mücadele kaçınılmaz olarak TMMOB’yi de etkiledi ve TMMOB içinde de saflaşma başladı. 1961 yılında Türkiye İşçi Partisi’nin kurulması ve gelişen sosyalist mücadelenin kendi genç kadrolarını yaratması, TMMOB içinde yansımasını bulmaya başladı. Bu süreçte TMMOB yönetimlerinin oluşturulamaması ve bazı odaların TMMOB’ye uzak durmasının nedenlerinden biri de, aslında o zamana kadar TMMOB’in sistemin bir parçası olarak algılanmasıydı. MM’lerin de aslında işçi sınıfının bir parçası olduğu ve toplumsal mücadelede emek saflarında yer alması gerektiği TMMOB içinde belirleyici düşünce haline gelmeye başladı. Kendilerini elit mühendisler olarak gören ve tercihlerini sermayeden yana kullanan yönetimlerin devri kapandı ve emekten ve halktan yana bir TMMOB yaratma süreci başladı.

TMMOB birimlerinde devrimcilerin yönetimlerde yer alamaya başlamasının ardından 1973 yılında yeni bir dönem başladı. Ülkemizde yürütülen devrimci mücadele, sonunda TMMOB’yi de dönüştürdü.

Dönemin özelliği olarak TMMOB üyelerinin %70’ini kamuda çalışan mühendisler oluşturmaktaydı. Kamuda çalışan mühendisler için TMMOB’ye üye olmanın yasal bir zorunluluk olması TMMOB açısından büyük bir örgütlenme kolaylığı sağladı.

TMMOB, örgütlenmeyi yalnızca mühendis-mimar örgütlenmesi olarak görmedi ve 1974 yılında 1. Teknik Eleman Kurultayı’nı düzenlendi.

TÜTED

1975 yılı, tüm teknik elemanların sendikalaşması için çalışmaların yoğunlaştırıldığı bir yıl oldu. Bu yıl içinde toplanan II. Teknik Eleman Kurultayı’nda, tüm teknik elemanların sendikal mücadelesinin TEK-SEN ve TÜTEB’in devamı olarak 1972 yılında kurulmuş olan TÜTED’in önderliğinde yürütülmesi kararı alındı.

Teknik elemanların ortak mücadelesinin örgütlenmesi doğrultusunda düzenlenen teknik eleman kurultaylarının üçüncüsü TÜTED yürütücülüğünde Mayıs 1976’da yapıldı. Kurultayda teknik elemanların sendikal mücadelesinin örgütlenmesinin yanı sıra, DGM’lerin ve TCK’nın 141. ve 142. maddeleri de dahil olmak üzere tüm antidemokratik yasaların kaldırılması şeklinde politik talepler de karar altına alındı.

Ancak 1977 yılına gelindiğinde, ücretli mühendislerin özlük haklarının korunmasına yönelik olarak yürütülen sendikalaşma çalışması da tümüyle TÜTED’e bırakıldı. TMMOB mesleki temeldeki çalışmalara ağırlık vermeye başladı. Enerji Raporu, Uçak Sanayii Raporu, Yakacak Raporu, İsdemir Raporu, Vardiya Sonu Raporu gibi raporlar bu dönemde hazırlandı. Bu raporlar içerik olarak son derece yetkin olmasına karşın, mesleki çerçevede raporlardı. TMMOB’nin sendikalaşma çalışmasından uzaklaşması ise örgütlenme zafiyetlerini de beraberinde getirmeye başladı. Aslında bu gelişmeler TMMOB’nin devlet tarafından kuruluş felsefesine geri dönüşünün ilk işaretlerini oluşturdu.

Buna karşın çalışma yaşamında TMMOB üyelerinin aldıkları inisiyatifler de gelişmeye başladı. Ankara Gemaş’da DİSK Sosyal-İş içinde örgütlenen TMMOB üyelerinin, işçilerle birlikte greve gitmeleri ve ardından Zonguldak’ta Ereğli Kömür İşletmelerinde çalışan 300 TMMOB üyesinin üç günlük direniş sonucu haklarını almış olmaları önemli gelişmelerdi.

Tabandaki bu mücadele anlayışı, ister istemez TMMOB politikalarında da etkili olmaya başlandı. 1979 yılında yine DİSK’in çağrısı ile TÖB-DER, TÜM-DER, TÜTED, TÜS-DER, TMMOB, Halkevleri, TTB, ÇHD ve KÖY-KOOP bir araya gelerek üyelerinin ekonomik demokratik haklarının korunmasına yönelik ortak çalışma yapma kararı aldılar. Ancak siyasal görüş ayrılıkları ve grupçu tavırlar bu çalışmanın bir sonuca ulaşmasını engelledi ve ardından yapılmak istenen Çalışanlar Kurultayı da toplanamadı. (Bu noktada 2009 yılında yapılan Ücretli ve İşsiz Mühendisler Kurultay’ının daha açılışta TMMOB ve birim yöneticileri tarafından engellenmek istenmesi, ancak üyelerin kurultaya sahip çıkmalarına karşın TMMOB ve Oda yöneticilerinin TMMOB Genel Kurul kararı ile toplana kurultayı anti demokratik ilan edip engellemek istemeleri ve kurultay çalışmalarına katılmayışları hatırlanmalıdır.)

1979 TMMOB İş Bırakma Eylemi

Tüm bunlara karşın yine de 1979 yılı, MM’ların Türkiye tarihindeki en büyük eylemine sahne oldu. 1979 Eylül ayında bir iş bırakma eylemi planlandı. 19 Eylül 1979 sabahı, Başbakan Yardımcısı Hikmet Çetin’in yasadışı ilan ettiği TMMOB’nin büyük iş bırakma eylemi başladı. TMMOB üyelerinin ve teknik elemanların başlattığı iş bırakma eylemi 55 ilde 740 kurumda başarıyla uygulandı.

Fakat bu iş bırakma eylemine, örgütlenme alanı dışında bırakılmış olan özel sektörde çalışan mühendis ve mimarlardan tek bir katılım bile olmadı. Katılımın tümü kamu kuruluşlarında oldu. Tek istisna, Urfa’da serbest çalışan büro sahibi mühendis ve mimarların da iş bırakmaları oldu.

80 Sonrası TMMOB

12 Eylül darbesinin ardından TMMOB yasasında yapılan değişiklikler ile kamu kesiminde çalışan mühendis-mimarların TMMOB’ye üye olma zorunluluğu kaldırıldı. O tarihe kadar özel sektörde örgütlenmeyi gündemine almamış olan TMMOB birimlerinde oluşan boşluğu serbest çalışan mühendis-mimarlar ve müteahhitler doldurdular ve yönetici olmaya başladılar. Bu yönetici profilinin gündeminde ise hiçbir zaman ücretli çalışan mühendislerin örgütlenmesi gerçek anlamda yer almadı. Zaten özel sektörde çalışan mühendis-mimarlar açısından da, TMMOB, mezun olunca ilk hevesle üye olunsa da, daha sonraki iş yaşamlarında karşılaştıkları sorunların çözüm yeri olarak görülmedi. Bunun nedeni ise, TMMOB’nin ücretli çalışan MM’lere yönelik bir programının olmaması idi.

TMMOB 1990’ların sonundan itibaren ise tümüyle bir meslek örgütüne dönüştü ve üyelerinin hak arama mücadelesine duyulan ilgi ikinci, hatta son plana atıldı ve ciddi olarak gündemde yer almadı.

Bunun en somut örneği TMMOB tabanının yoğun katılımı ile gerçekleşen kurultaylarda görüldü.  Örneğin; 2009 yılında düzenlenen ÜCRETLİ İŞSİZ MÜHENDİSLER KURULTAYI ve KADIN MÜHENDİSLER KURULTAYI, TMMOB üye tabanının yoğun katılımıyla yapıldı. Kurultaylarda şekillenen üye iradesi ile mühendis, mimar ve plancılar kendi sorunlarına sahip çıkarak demokratik işleyişin son yıllarda yaşanan en güzel örneklerinden birini verdi.

Fakat bu üye iradesi TMMOB 41. Olağan Genel Kurul gündemine alınmadı ve ardından Ekim 2010’da yapılan Olağanüstü Genel Kurul kapısından döndürüldü. Üyelerin kendi sorunlarına ilişkin demokratik yöntemlerle almış oldukları kararlar, o dönemde TMMOB Başkanlığını işgal eden kişinin deyimiyle, “bazıları 714 adet mühendis değerinde olan” TMMOB delegeleri tarafından genel kurulda ret edildi. Böylece sıradan üyelere, bu “değerli ve seçkin” delegeler tarafından “hadleri” de bildirilmiş oldu. Daha sonra da “hadsiz” üyelerin suyu bulandırmamaları için bu tip kongreler de delegelerle yapılmaya başlandı.

TMMOB teknik elemanların özlük haklarının savunulacağı bir yapıdan giderek uzaklaşarak, mesleğin gelişimi ve meslek alanının düzenlenmesi ve son yıllarda geliştirilen modüler insan projelerinin bir aracı oldu. Kaldı ki, meslek alanının düzenlenmesinde de ağırlıklı olarak serbest çalışan mühendis ve mimarların çalışma alanlarıyla uğraşıldı. Mesleki anlamda dahi ücretli çalışan mühendis, mimar ve şehir plancıların meslek alanlarına yönelik çalışmalar TMMOB gündeminde yer almadı veya çok kısıtlı kaldı.

Aslında TMMOB zaten bu amaçla kurulmuş ve bir dönem devrimcilerin çabaları sonucu bir bu amacından uzaklaşmış olsa da, aslında olması gerektiği gibi davranan bir sistem örgütü konumuna döndü.

Kuruluş Misyonuna Geri Dönüş

12 Eylül 1980 darbesinin ardından, TMMOB açısından var olma yönü olarak sistemle bütünleşme kapısı açık bırakılınca, TMMOB yönetimleri bu kapıdan geçmekte sakınca görmedi. Bu süreçte, 70’li yıllardaki devrimci mücadelede aktif olarak yer almamış olsalar da bu mücadelenin sempatizanları olan ve genellikle küçük bürocu mühendis ve mimarlar yönetimlerde yer aldı. Buna paralel olarak, aynı dönemde kendini var etme ve meşruiyetini kanıtlama çabası, gelişen siyasi yapıların toplumsal uzlaşma projelerine denk düştü ve yapıda mülkiyetçi, meslekçi küçük burjuva ideolojisi güç kazandı. Sol unsurlar bu gelişmeler karşısında 1994 yılında bir hamle yapmayı başarmış olsalar da, yapıda egemen olan anlayış ve delege sistemi üzerine kurulu dengeler TMMOB içi denetimin yeniden ve artık bu kez müteahhitleşmiş kesimde kalmasını sağladı. Bu kesim TMMOB içinde kendi ideolojik yapısına uygun bir yönetim anlayışı geliştirdi. Artık TMMOB yapısında büyük işletme niteliğinde Şubeler bulunmakta, geçmişte dayanışma anlayışı ile yürütülen oda çalışmaları maaşlı mühendislerle yürütülmeye başlandı. Sonuçta TMMOB yeniden 1954 yılındaki devletin bürokratik uzantısı olma misyonuna geri döndü.

Her ne kadar, yalnızca 1980 öncesi yedi yıllık toplumsal mücadelenin bileşimi olma sürecinin prestiji söylem olarak TMMOB içinde muhafaza ediliyor görünse de ve siyasi yapıların zayıflığı nedeniyle toplumsal mücadelenin sözcülüğü basın açıklamaları düzeyinde TMMOB ve benzer birkaç yapı tarafından yapılıyor olsa da, TMMOB hiçbir zaman işçi sınıfın bir parçası olarak görülen ücretli mühendis ve mimarların bir örgütü olamadı. Tam tersine, batıdaki society benzeri sermayeye daha yakın durmayı tercih eden bir yapıya dönüştü.

İzmir’de tesisat sektöründe faaliyet gösteren sermaye şirketlerin desteği ile yapılan Tepekule İş Merkezi, Bursa’da otomotiv ve tekstil sektörü desteği ile düzenlenen sempozyumlar, iş adamlarının ve TOBB yöneticilerinin danışmanlığında düzenlenen Sanayi Kongreleri, İstanbul’da dünya fuar tekeli Hannover Messe’ye terk edilen oda mekanları, ne TMMOB’nin ne de Maden Mühendisleri Odası’nın sekiz maden işçisinin ölümünden sorumlu olarak dört yıl hapis cezasına mahkum edilmiş TTK Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda oda üyesi olan maden mühendisi hakkında göstermelik olarak da olsa TMMOB Disiplin Yönetmeliği kapsamında soruşturma yapmaya cesaret edememiş olması bu tercihin somutlaşan örneklerinden yalnızca bir kaçı oldu.

SONUÇ

Dünyadaki teknik eleman örgütlenmelerine bakıldığında, yazının girişinde kısaca anlatıldığı gibi, odalara karşılık gelen society, verein vb. yapılar teknik elemanların hak arama (ekonomik demokratik mücadele) örgütleri değildir. Diğer ülkelerde teknik elemanların özlük haklarının mücadelesinin union’lar (sendikalar) aracılığı ile yürütüldüğü görülmektedir. Hatta dünyadaki oda örgütlenmelerine karşı gelen society, verein gibi yapılar bu mücadeleyi yürüten teknik eleman sendikalarının karşında ve konumları gereği sermayenin yanında yer alırlar. Buna karşılık 19. YY sonunda ortaya çıkan teknik eleman cemiyetleri, hak mücadelesi vermenin yanı sıra toplumsal talepleri de dile getiren yapılar oldular.

Ülkemizde sendikal mücadele geçmişinin çok eskilere dayanmaması teknik elemanlar arasında bir sendikalaşma perspektifi geliştirilememesinin en önemli nedenidir. Bu kısa tarih içinde, devlet eliyle kurulan TMMOB de ve bu yapı içinde özellikle 70’li yıllarda ve ancak yedi yıllığına gelişen toplumsal mücadele, her ne kadar TÜTED gibi ilk adımları atılmış olsa da, teknik eleman sendikacılığının gelişimini ikinci plana itti.

Bunlara ek olarak, yasal zeminde toplu sözleşme imzalama yetkisinin yalnızca iş kolu sendikalarına verilmesi ve mesleki olarak kurulan sendikaların işlevsiz kalması, bir teknik eleman örgütlenmesini engelleyen başka bir etken oldu. Ayrıca iş kolu sendikalarında teknik elemanları örgütlemeye yönelik bir perspektif olmaması ve hatta teknik elemanların iş kolu sendikalarında örgütlenmesinden adeta korkulması teknik elemanları sermaye karşısında tümüyle savunmasız bıraktı.

Öte yandan, ülkemizde devrimci mücadeleyi örgütlemeye çalışan siyasi yapılar ve partiler ise, belki de bu alanı tanımadıklarından veya kolaycılığa kaçarak hazır elde TMMOB varken herhangi bir zahmete girmek istememelerinden dolayı, TMMOB çatısı altında pazarlıklarla yönetimlere birkaç kişi sokmayı alan çalışması olarak görmeyi sürdürüyorlar.

Ülke çapında bir emekçi mühendisler hareketi, hatta teknik eleman hareketi oluşturma iddiasında olan Mühendislik ve Mimarlıkta Artı İVME dergisi etrafında 2006 – 2011 yılları arasında yürütülen çalışma, bu alanda önemli aşamalar kaydetti ve ülke çapında bir MMŞP hareketi yaratmayı başardı. Ancak çeşitli nedenlerle bu çalışmanın devamı getirilemedi. +İVME’nin, mevcut TMMOB anlayışını diyalektik anlamda ret ederek oluşturduğu çalışmanın etkileri sonucu Politeknik, Eksen, Teknik Emek gibi dernek, dergi ve gazete etraflarında oluşturulan yapılanmalar da, sonuçta yüzlerini var olan TMMOB’ye dönmeleri nedeniyle, bir teknik elaman hareketi geliştirme konusunda çok yetersiz kaldılar.

Bu tabloda siyasi yapılar ve bağlı olarak devrimci demokrat mühendisler ve teknik elemanlar, hangi koşulda olursa olsun, tümüyle anti demokratik yapısı nedeniyle, TMMOB’yi dönüştürmeye çalışmak yerine, (ki mevcut anti demokratik olarak işletilen delege yapısı nedeniyle bu hemen hemen imkansızdır) TMMOB dışında emekten ve halktan yana bir teknik eleman hareketi yaratma görevi ile karşı karşıyadırlar.

Mustafa Aral

12 Ocak 2025

[*] Bu kurulan dernek veya cemiyetlerle ilgili bilgi, TMMOB Maden Mühendisleri Odası tarafından 17.09.2008 yılında yapılan “Mühendis – Mimar Örgütlülüğü 100 Yaşında (1908-2008)” başlıklı basın açıklamasında ayrıntılı olarak verilmiştir.

https://www.maden.org.tr/icerik/muhendis-mimar-orgutlulugu-100-yasinda-1908-2008-2811

Mimar örgütlenmesi tarihi için ayrıca aşağıdaki bağlantıya bakınız:

https://www.md1927.org.tr/dernek